Abdi İpekçi Cd. No 61 Reasürans Han 2 Kat 5, Maçka, Harbiye, 34367 Şişli/İstanbul

Menopoz Nedir?

Eski Yunanca’daki men (ay) ve pausis (sonlanma) kelimelerinden köken alan menopoz kelimesi yumurtalıkların aktivitesinin yitirilmesi sonucunda adetlerin kalıcı olarak sonlanması durumunu ifade eder. Menopoz, son görülen adeti ifade eder ve üzerinden 1 yıl geçmiştir. Menopoz dönemi ise yaklaşık olarak 40 yaşından başlayıp 60 yaşına kadar devam eden 20 yılı kapsayan süreçtir.

Menopoz dönemi Dünya Sağlık Örgütü' nün sınıflamasına göre üçe evreye ayrılmıştır. Bunlar menopoz öncesi, menopoz ve menopoz sonrası dönemlerdir. Menopoz öncesi dönem, adetlerin düzenli veya düzensiz olarak oluştuğu dönemdir. Bu dönemler için kesin zamanlar ve yaş sınırları vermek mümkün olmamakla birlikte dünya ortalamasına bakıldığında ortalama menopoz yaşı 50-52'dir.

Türk Menopoz Derneği tarafından 2002 yılında ülkemiz genelindeki çeşitli merkezlerden toplanan verilere göre Türkiye’de menopoz yaşı 46,7 yaş olarak, klinik çalışmalarda ise şehirlerde yaşayan kadınlarda menopoz yaşı 47.8 yaş olarak bildirilmektedir. 1993 yılı Türkiye Nüfus Sağlık Araştırmasında, yurt çapında 45-49 yaş grubu kadınların %43'ünün doğal veya cerrahi menopozda olduğunu bildirmiştir. Devlet İstatistik Enstitüsü’nünün 2013 yılı istatistiklerine göre Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi Türkiye geneli için toplamda 76,3, erkeklerde 73,7 ve kadınlarda 79,4 yıldır. Genel olarak kadınlar erkeklerden daha uzun süre yaşamakta olup, doğuşta beklenen yaşam süresi farkı 5,7 yıldır. Bu verilere göre kadınlar hayatlarının yaklaşık son 30 yılını menopoz döneminde geçirmektedirler.

Yumurtalıkların işlevlerinin kaybı ile başlayan ve kadın hayatının yaklaşık üçte birlik dönemini kapsayan menopoz sonrası dönemde yaşam süresi ve kalitesi ile ilgili beklentiler giderek artmakta ve menopoza yönelik tedavi ve yaklaşımlar önem kazanmaktadır.

Menopozda sıcak basmaları, cinsel isteksizlik, vajinal kuruluk, uykusuzluk, cilt kuruluğu, duygusal durum değişiklikleri, zihinsel fonksiyonlarda azalma, idrar kaçırma, depresyon, cilt yaşlanması ve dejeneratif değişiklikler, iştah değişiklikleri, kilo alma, baş ağrıları,  uzun vadede kemik mineral yoğunluk kaybı, artmış kalp damar hastalıkları riski birçok kadının hayat kalitesi ve sağlığını bozabilmektedir.