Nilgün Turhan
Abdi İpekçi Cd. No 61 Reasürans Han 2 Kat 5, Maçka, Harbiye, 34367 Şişli/İstanbul
  • EN

Gebelik Hormonlarının Neden Olduğu Değişiklikler

Gebelik dönemi kadın için her açıdan yeni ve benzersiz bir deneyimdir ve adayının vücudu, bebeğin sağlıklı gelişimi ve sağlıklı bir doğum sürecine hazırlanmak için büyük değişimler yaşayacaktır. Bu değişimlerin amacı gebeliğin devamı, doğum, lohusalık ve emzirme dönemlerini kapsayacak şekilde anne adayınının psikolojik ve fizyolojik olarak uyumunu sağlamaktır. Bu uyumun sağlanmasında anne adayının hormonlarında gözlemlenen değişimlerin rolü fazladır.

Bilindiği üzere gebelik oluşumundan sonra doğum ve lohusalık dönemine kadar annede; ödem oluşabilmekte, meme bezlerinin gelişmesi sonucu memelerde dolgunluk hissedilmekte, saç dökülmesi veya cilt problemleri yaşanabilmekte, mide bulantısı, halsizlik, yorgunluk ve günlük yaşamı olumsuz etkileyen birçok durum görülebilmektedir. Aynı zamanda vücut ısısı ve tükürük salgısı artabilmekte, günlük idrara çıkış sayısında artış gözlemlenmektedir. Tüm bunlarla birlikte annede; kendisinin ve bebeğinin güvende olduğunu hissetme ihtiyacının sonucu olarak psikolojik değişimler de yaşanabilmektedir.

Gebelik döneminde kadında yaşanan bu fizyolojik ve psikolojik değişimlerin sebepleri gebelik hormonu olarak tanımlanan β-hCG yanında Östrojen, Progesteron, Oksitosin ve Relaksin hormonlarında yaşanan değişimlerdir. Kadının vücudunun sağlıklı bir gebelik dönemine hazırlanması, bebeğin gelişiminin ve doğumun sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi için bu hormonların salgılanmasında artış veya azalma görülebilmektedir.

Yeni döllenmiş yumurtayı çevreleyen ve ilerleyen süreçte plasentaya dönüşecek olan hücreler tarafından β-hCG hormonu salgılanmakta ve gebelik oluşumunun kan testinde teşhis edilmesini sağlamaktadır. β-hCG hormonu mide bulantısının sorumlusu olarak görülmektedir.

Adet döngüleri, memenin büyümesi, menopoz dönemi gibi kadın vücudunda fizyolojik değişimleri sağlayan Östrojen hormonu ise gebelik döneminde anne adayının vücudunda bebeği taşıması ve emzirmesi için gerekli değişimlere sebep olmaktadır. Östrojen hormonu aynı zamanda; gebelik döneminde cilt lekelenmelerinin ve meme uçlarının renginin koyulaşmasından sorumlu olarak tanımlanmaktadır.

Gebelik hormonu olarak bir diğer hormon ise Progesteron hormonudur. Progesteron; rahim iç dokusunu gebeliğe uygun şekle hazırlamakta ve gebeliğin doğru zamanda sonlanması için kasları gerektiği ölçüde rahatlatmakta veya sıkmaktadır. Progesteron hormonunun bu dönemde kabızlığa, sık idrara çıkmaya ve varislere ve ödeme neden olduğu bilinmektedir.

Doğumun gerçekleşmesini sağlayan ve Aşk hormonu olarak da tanımlanan Oksitosin hormonunun salgılanması doğum anında yükselmekte ve kasılmaları düzenleyerek doğumun sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesini sağlamaktadır. Bu hormon aynı zamanda kadının psikolojik durumunu da etkilemektedir. Doğum anında annenin kendini güvende hissetmemesi ile birlikte Oksitosin hormonun salgılanma düzeyi düşebilmekte ve kasılmaların sağlanması için anneye yapay sancı olarak da bilinen yapay Oksitosin verilebilmektedir.

Gebelik hormonlarından biri olarak tanımlanan Relaksin hormonu ise yeni damarların oluşmasında yardımcı olmakla birlikte doğum anında bebeğin pelvis bölgesinden rahat çıkması için çatı ekleminin gevşemesini sağlamaktadır.

Gebelik hormonlarının normal düzeylerde salgılanması hem anne adayının hem de bebeğin sağlığı için büyük önem taşımaktadır. Bazı durumlarda bu hormonların salgılanmasında dengesizlikler yaşanabilmektedir ve ciddi sorunlar açığa çıkabilmektedir. Bu nedenle gebelik takibinin tecrübeli doktorlar tarafından yürütülmesi ve kontrollerin aksatılmaması gerekmektedir.