Abdi İpekçi Cd. No 61 Reasürans Han 2 Kat 5, Maçka, Harbiye, 34367 Şişli/İstanbul

Adet Öncesi Gerginlik Yaşıyor Musunuz?

Adet öncesi karın şişliği, memelerde hassasiyet, endişe hali, gerginlik, ağlama nöbetleri, depresyon, yorgunluk, enerji azlığı, sebepsiz öfke veya gerginlik, konsantrasyon güçlüğü, iştah değişiklikleri ve çeşitli derecelerde el ve ayaklarda şişlik gibi problemlerden bazılarını veya hepsini yaşıyorsanız “Adet Öncesi Gerginlik Sendromu” nuz olabilir. Bu durum yaşam biçiminizi ve işinizi etkileyecek boyutta olabilir ama adeti izleyen günlerde şikayetler tamamen kaybolur. Adet öncesi gerginlik sendromu birçok kadının karşılaştığı bir durumdur.

Adet öncesi gerginlik yumurtlama döneminden sonra başlar, esas neden halen bilinmemekte birlikte hormonlardaki dönemsel değişikliklerin yol açtığı düşünülmektedir. Özellikle bir beyin kimyasalı (nörotransmiter) olan serotonin düzeyindeki dalgalanmaların adet öncesi gerginlik sendromunda görülen yorgunluk, iştah değişiklikleri ve uyku problemleri gibi belirtilere katkıda bulunduğu ileri sürülmüştür. Adet öncesi gerginlik sendromu belirtileri vitamin ve minerallerin yetersiz alımına da bağlanmıştır. Sıvı toplanmasına neden olan aşırı tuz tüketimi, alkol ve kafeinli içecekler de ruh halinde ve enerji düzeyinde bozukluklara neden olarak adet öncesi gerginlik sendromuna yol açabilir.

Tanı için aşağıdakilerden en az beşi gereklidir ve şikayetlerden biri mutlaka ilk dördünden biri olmalıdır:

  • Belirgin deprese ruh hali, ümitsizlik hissi
  • Belirgin endişe veya gerginlik hali
  • Belirgin duygusal değişkenlik, örneğin aniden ortaya çıkan üzgünlük hali, ağlama, irritabilite veya öfke
  • Sürekli şekilde belirgin öfke veya irritabilite veya kişiler arası anlaşmazlık
  • Günlük olağan aktivetelere azalmış ilgi
  • Kolay yorulma veya belirgin enerji azlığı
  • Konsantrasyon problemi
  • İştah değişiklikleri, normalden fazla yeme veya aşırı tatlı yeme arzusu
  • Çok uyuma veya uykusuzluk
  • Ezilmiş veya kontrol dışı olma hissi

Şiddetli adet öncesi gerginlik sendromu olan kadınların % 50 ile 60’ında temelde bir psikiyatrik rahatsızlık mevcuttur.

Adet öncesi gerginlik sendromunun tedavisinde ilk adım sorunun aylık dönemlerde olduğuna hem hasta hem de hekimin inanmasıdır. Günümüzde tek tanı aracı adet takvimidir.   Mümkünse aile fertleri gibi diğer gözlemcilerin de katkıları ile oluşturulan en az 2-3 ay sürecek bir kayıt, adet döneminin ikinci yarısında oluşan, işi ve yaşam tarzını etkileyen, sonrasında tamamen rahat bir dönemin olduğu tekrarlayan şekilde görülen sorunun belgelenmesi için gereklidir. Bu dönemde hasta-hekim arasında sağlam bir ilişki kurulmalı ve bu sayede hastanın mümkün olduğunca eğitilmesi sağlanmalıdır.

Tedavide kişilerin kendi yaşamlarını daha fazla kontrol etmelerine izin veren değişiklikler olumlu etkiler yapar. Adet öncesi gerginlik sendromu tedavisinde esas olarak yaşam tarzında yapılacak düzenlemelerin ilaç tedavisi ihtiyacını azaltabileceği hatta bazı hastalarda ortadan kaldırabileceği gösterilmiştir. Diyet değişiklikleri, düzenli egzersiz, alkol, sigara ve kafeinden uzak bir yaşam, hayat şartlarının kişiyi kontrol etmesi yerine kişinin kendi hayatı üzerindeki kontrolünün artması adet öncesi gerginlik sendromu belirtileri ile başa çıkılmasını veya azalmasını sağlayabilir. Kişi sıvı birikimini esas problem olarak algılarsa idrar söktürücü tedavi, sancılı adet görmeyi sorun olarak görüyorsa ağrı kesiciler veya doğum kontrol hapları denenir. Diyete ek olarak kalsiyum ve magnezyum takviyesi, tuz alımının kısıtlanması ve bitkisel düzenleyicilerin (siyah kohoş, zencefil, ağaççileği yaprağı, karahindiba çayı, chaste tree berry ve evening primrose oil) kullanılmasının adet öncesi gerginlik sendromu belirtilerine iyi geldiği düşünülmektedir.

Adet öncesi gerginlik şikayetlerinizi hayat tarzınızda yapacağınız değişikliklerle kontrol altına almayı denediniz ve başarılı olamadınız veya çok az başarı elde ettiyseniz,  bulgu ve belirtileriniz ciddi bir biçimde hayatınızı ve günlük faaliyetlerinize tesir ediyorsa bu problemin hayatınızı kontrol etmesine izin vermeyin,  doktorunuza başvurun.